Tüm dünya Orta Doğu'da yaşanan gelişmelere odaklanmış iken Asya Pasifik'te sessiz sedasız tarihi bir ziyaret gerçekleştiriliyordu. 1 Nisan günü  Tayvan’ın  “eski Cumhurbaşkanı” ve Kuomintang (Çin Milliyetçi Partisi ) Partisi başkanı Ma Ying-jeou,  beraberindeki heyet ve 20 öğrenci ile birlikte “Barışı Teşvik Etmek” adını verdiği ziyaret  10 Nisan'a kadar sürecek Çin ziyaretine başladı. 1949'da iç savaşın sona ermesinden bu yana hiçbir Tayvanlı liderin Çin'i ziyaret etmediği düşünüldüğünde Ma Ying-jeou’nun  Çin’e yaptığı ikinci ziyareti anlamlıydı. Ziyaret daha çok öğrenci değişimi, kültürel etkileşim ve atalarının mezarını ziyaret gibi daha çok kültürel izler taşısa da hiç kuşku yok ki ziyaretin satır aralarında önemli siyasi temaslarda gerçekleştirildi. 1911’de Çin’de saltanatı yıkıp cumhuriyeti kuran Dr. Sun yat-sen’in anıt mezarı ziyaret edildi. Daha sonra Tayvan işleri ofisinde temaslarda bulundu. Fakat ziyaretin niteliğini değiştirecek ve dünyanın dikkatini Asya’ya çekecek esas gelişme 10 Nisan günü Ma Ying-jeou’yu Çin Devlet Başkanı ve Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri Xi Jinping'in kabul etmesi oldu. Ma Ying-jeou, geçtiğimiz yılda Nisan ayında Çin’i ziyaret etmiş fakat Xi Jinping ile görüşememişti. Bu yılki ziyarette tam da Tayvan’da “yeni cumhurbaşkanı”nın 20 mayısta yemin ederek göreve başlamasından önce Xi Jinping ile görüşmesi Batılı uzmanlar tarafından her iki liderin bağımsızlık yanlısı yeni Tayvan yönetimine bir mesajı olarak yorumlamıştır. Ma Ying-jeou’nun Partisi bugün Tayvan parlamentosunda çoğunluğu elinde tutuyor. Kuomintang ya da Çin  Milliyetçi Partisi büyük devrimci Dr. Sun yat-sen tarafından kurulmuştur. Dünyanın en eski siyasi partilerinden bir tanesidir. Mareşal Chiang Kai-sek’in Çin’de Kuomintang’ı yeniden örgütlerken Atatürk Türkiye’sinden Cumhuriyet Halk Fırkasını örnek aldığı söylenilir. 1921'den beri Kuomintang ve Çin Komünist Partisi bazen ortak, bazen rakip, bazen de düşman olarak bugüne kadar gelmiştir. Her iki siyasi merkezinde ortak amacı Çin halkının refahını artırmak ve güçlü ve birleşik bir Çin’i kurmak. Bugüne kadar iki parti arasında 1949'a kadar Sovyetler Birliği'nin 1950'den itibaren de ABD'nin eli vardır. Boğazın her iki yakası arasındaki anlaşmazlığın temeli aslında büyük güçlerdir. 9 Nisan’da Kuomintang Başkanı Eric Chu, "Başkan Ma, bu kez anakarayı (Çin) ziyaret ettiğinde, Tayvan Boğazı'nın iki yakası arasında barışı ve herkesin iyi niyetle iletişim kurabilmesini umduğuna inanıyorum ”diyerek, Kuomintang’ın Ma'nın Çin ziyaretini görmekten "çok mutlu" olduğunu ve "ona başarılar dilediğini" söyledi. Dolayısıyla, Ma’nın anakara ziyaretine partisi Kuomintang açıkça destek verdiği görülmektedir. Aslında, Kuomintang da yeniden birleşmeyi reddediyor ancak barışı korumanın yolu olarak Çin’in anakarası ile daha yakın bağları savunuyor. Ma, partinin en Çin’in anakarası dostu isimlerinden biri.

Ma-Xi Görüşmesi

Xi Jinping, Ma Ying-jeou’yu 10 Nisan günü kabul etti. 10 Nisan aynı zamanda Japonya Başbakanı Kishida’nın Biden ile Beyaz Saray’da görüşme tarihi. Xi-Ma görüşmesinden saatler sonra gerçekleştirilen  görüşmede Çin’e karşı yeni önlemler gündeme gelmiş, ABD, Japonya ile 70 anlaşma imzalamıştır. 1960 yılında iki ülke arasında imzalanan güvenlik antlaşmasının da yeniden gözden geçirileceği duyuruldu. Ayrıca Japonya’daki Amerikan üsleri de günün koşullarına uyarlanacak. Tayvan medyası Xi-Ma görüşmesinin aslında 8 Nisan Pazartesi günü olacağını fakat Çin yönetiminin bu görüşmeyi Biden-Kishida görüşmesinin olduğu 10 Nisan’a ertelediğini yazmıştır. Görüşmede, Xi Jinping, Tayvan  Boğazı’nın her iki yasasındaki soydaşların ortak kana, ortak kültüre ve ortak tarihe sahip olduğunu vurguladı. Xi, Tayvan Boğazı’nın genel durumunun Çin ulusunun genel çıkarlarından ve uzun vadeli gelişiminden kavranması gerektiğini ifade ederek, öncelikle Çin ulusunun ortak vatanını sıkı bir şekilde koruyacaklarının altını çizdi. Ma, ise "son zamanlarda yaşanan boğazlar arası gerilimler Tayvan'daki birçok insanda tedirginliğe neden oldu" diyerek  "Boğazın iki yakası arasında savaş çıkarsa, bu Çin ulusu için dayanılmaz olacaktır. Tayvan Boğazı'nın her iki yakasındaki Çinliler, boğazlar arası anlaşmazlıkları barışçıl bir şekilde ele alacak ve çatışmaya sürüklenmekten kaçınacak kadar kesinlikle yeterli bilgeliğe sahiptir diye ifade etti. Xi Jinping de  “Tayvan Boğazı’nın her iki yakasındaki soydaşların hepsinin Çinli olduğunu ve hiçbir gücün Çinlileri ayıramayacağını belirterek gençlerin ülkenin ümidi ve milletin geleceği olduğunu” dile getirdi. Bunun yanında  Xi Jinping, Tayvan Boğazı’nın her iki yakasındaki gençlerin iyi olduğunda Tayvan Boğazı’nın her iki yakasının geleceğinin de iyi olacağını söyleyerek, her iki yakadaki gençlerin Çin ulusunun tarihine yeni zafer yazmaya devam etmeleri gerektiğini” yineledi. Xi Jinping, ayrıca boğazlar arası ilişkilerin gelişmesini teşvik ettiği için Ma’yı överek, "Dış müdahale, ülke ve ailenin yeniden birleşmesi yönündeki tarihsel eğilimi durduramaz." vurgusunda bulundu. Ma, ise Çin edebiyat devi Lu Xun'a ait : “Kardeşler her türlü sıkıntıyı atlatır”, “Karşılaştığımızda bir gülümseme tüm kinleri ortadan kaldırır” sözlerini dile getirdi.

Sonuç

Sonuç olarak Ma Ying-jeou,  Tayvan siyasetinde halen özgül ağırlığı olunan önemli bir politikacı ve devlet adamı. Dolayısıyla, Çin, özellikle bağımsızlık yanlısı olmayan diğer Tayvanlı siyasi gruplarla ilişkilerini geliştirmeye çalışmaktadır. İktidardaki Demokratik İlerleme Partisi’nin 1986'da kurulmasında  ABD’nin rolü büyüktür. Kuomintang partisini istediği gibi kontrol edemeyen ABD, kontrol edebileceği bir partinin kurulmasını sağlamıştır. Gerçekten de Demokratik İlerleme Partisi de kuruluşundan bugüne ABD’ye hep sadık olmuş, lider kadro sürekli ABD’yi ziyaret etmiştir. Politika sahnesine çıkmasından bugüne Demokratik İlerleme Partisi bağımsızlığı, yeni bir ulusal kimlik ve ulusal tarihi benimsemiş ve savunmuştur. Demokratik İlerleme Partisi’ne göre Tayvan halkı Çinli değil Tayvanlıdır. Kendisine ait bir kültürü ve tarihi bulunmaktadır. Bu haliyle, Demokratik İlerleme Partisi revizyonist bir partidir. Kuomintang ise statükocudur. Bu nedenle Kuomintang, Demokratik İlerleme Partisi'nin bağımsızlık yanlısı politikalarını ve düşüncesini benimsemediği gibi hiçbir zaman da desteklememiştir; ancak Kuomintang yeniden birleşmeye karşı da mesafeli durmaktadır. Başından beri Kuomintang, Çin'e dönmeyi hep amaçlamış Çin'de yeniden milliyetçi iktidarı tesis etme arayışında olmuştur. Kuomintang ile ABD’nin yolları 1971’de BM Güvenlik Konseyi üyeliğinden Tayvan’ın atılarak yerine Çin Halk Cumhuriyeti’nin gelmesiyle ayrılmıştır. Bazı üyeler Tayvan’ın da BM’de üye olarak kalmasını, devam etmesini istemelerine rağmen Amerikan tarafı ve Çin, BM’de iki Çin olacağı için karşı çıkmıştır. Bunun yanında, hemen belirtmek gerekir ki  Tayvan, BM’de bir devlet olarak değil anakaradaki Çinlileri meşru olarak temsil eden bir hükümet olarak yer almıştır. Temsil yetkisi Çin Halk Cumhuriyeti’ne verilince Tayvan da BM dışında kalmıştır. Bu tarihten itibaren başta Türkiye olmak üzere Tayvan’ı tanıyan ülkeler bu tanımayı geri alarak Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanımıştır. ABD de 1979’da Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanımıştır. Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD, Kuomintang’tan Çin Komünist Partisi'ne karşı ezeli bir düşman olarak varlığını sürdürmesini istemiş; ancak Kuomintang hiçbir zaman ABD'nin bu projesine  ortak olmamıştır . ABD, Çin’i çevreleme adına Çin'in tüm zayıf noktalarını Çin'e karşı kullanmaya çalışırken,  Kuomintang bu zayıf noktalar meselesinde ABD'de karşı çıkmıştır.  Örneğin Güney Çin denizi meselesinde Pekin'in bütün tezlerini desteklemektedir. Yine Hong Kong ve Tibet gibi meselelerde Pekin'in yanında durmuştur. Bu nedenle Çin Komünist Partisi ile Kuomintang milli duruş bağlamında aslında omuz omuzadırlar. Bu alanda iki partili milliyetçilik anlayışı bir elmanın iki yarısı gibidir; hatta zaman zaman iki parti milliyetçilik konusunda yarışmaktadırlar. Uzun lafın kısası, Batı, Çin'i Tayvan’ı işgal etmeye hazırlanmakla suçlarken, Çin aksine tüm gücünü kamu diplomasisine vermiş durumdadır. Ma Ying-jeou’nun son Çin  ziyareti ve bu ziyaretin oluşturduğu atmosfer Çin için özellikle Tayvan’da ve diğer komşu ülkeler üzerinde her ne kadar Batılı uzmanlar bu ziyareti büyük bir kumar görse de pozitif etki yapacaktır. Ma Ying-jeou, seçim öncesinde Deutsche Welle'ye verdiği röportajda "boğazlar arası ilişkiler söz konusu olduğunda Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'e güvenmeniz gerektiğini" söylemesi tartışmalara yol açtı. Eski cumhurbaşkanı, ayrıca Xi'nin birleşme için baskı yaptığına inanmadığını söyledi ve Tayvan'ın Çin’in anakarası ile bir çatışmayı kazanamayacağı için savunma bütçesinin ve zorunlu askerlik süresinin azaltılmasını savundu.