Geride bıraktığımız hafta, deniz güvenliği konularında iki önemli gelişmeye sahne oldu.
İlk olarak, Türkiye’nin öncülüğünde Romanya ve Bulgaristan’la Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri (MCM Black Sea) Görev Grubu Mutabakatı imzalandı. Bu mutabakat, akıllara Türkiye’nin Montrö’yü gerekçe göstererek engellediği, İngiltere tarafından Ukrayna’ya hibe edilen mayın avlama gemilerini ve Atlantic Council’in ‘Karadeniz’de ABD önderliğinde koalisyon’ önerisinin yer aldığı raporu getirdi. ‘Üçlü Girişim’ mutabakatındaki kimi bulanık noktalar ise, operasyonun kapsamı konusunda farklı yorumlara neden olmuş, “Türkiye daha önce engel olduğu NATO gemilerine bu sefer izin mi verecek?” sorusunu gündeme getirmişti. Dünya gündemini sarsan bir diğer olay ise, ABD ve İngiltere önderliğinde Yemen’e düzenlenen saldırı oldu. Pentagon, 6 Aralık 2023'te Yemen'deki Husi güçlerinin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarına karşı uluslararası ‘Deniz Görev Gücü’ kurulması için görüşmeler yaptıklarını bildirmiş, 18 Aralık'ta da ‘Refah Muhafızı Operasyonu’ adında çok uluslu misyon oluşturulduğunu duyurmuştu.Biri doğrudan ülkemizi, diğeri ise bölgemizi ilgilendiren bu önemli gelişmeler, deniz güvenliği ve uluslararası saflaşmalar konusunu yeniden gündeme getirdi.
Söz konusu başlıkları, ‘Mavi Vatan’ konseptinin isim babası ve teorisyeni, yazar, Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, CGTN Türk’te değerlendirdi.‘Romanya’ya dikkat’
Türkiye’nin hiçbir zaman Karadeniz’de NATO faaliyetlerine izin vermediğine dikkat çeken Gürdeniz, “Sovyetler ve Varşova Paktı ile NATO’nun en yoğun etkileşim içinde olduğu, binlerce uçağın, silahların karşı karşıya geldiği dönemde bile Türkiye Karadeniz'de NATO tatbikatı yapmadı.Bu kadar hassas bir devlet” ifadelerini kullandı. İmzalanan ‘Üçlü Girişim’de ise Türkiye’nin Romanya’ya dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Gürdeniz, bu dikkati gerektiren ana nedenin ise Bükreş’in siyasi konumundan kaynaklandığı görüşünde: “Romanya, Anglosakson hegemonyanın Karadeniz'deki koçbaşı. Yani soğuk savaşın bittiği günden itibaren Romanya, Karadeniz'de Montrö rejimini delmek, Türkiye'nin liderliğinde, o dönemde 6 sahildarı bir araya getirdiği Karadeniz Deniz İşbirliği Görev Grubu (BLACKSEAFOR) Karadeniz uyumu (Black Sea Harmony) gibi harekatları baltalamak için elinden gelen her türlü gayreti göstermiş bir devlet.” Gürdeniz ayrıca, Üçlü Girişim mutabakatında hiçbir şekilde NATO’nun isminin geçmemesine rağmen, Romanya Savunma Bakanı Angel Tilvar’ın açıklamalarının da kasıtlı olduğu görüşünde. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu’nun 17 Kasım 2023 tarihli “NATO'yu veya Amerika'yı Karadeniz'de istemediğimizi beyan ediyoruz” ifadelerini de hatırlaran Gürdeniz, Romanya’nın konumuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Türkiye’nin Romanya'ya çok ama çok dikkat etmesi lazım. Romanya her türlü emrivakiyi Türkiye yaratacak bir devlet. Kendi amirallik döneminde bunlarla en az 39’a yakın toplantıya girdim. Washington ne derse onu yaparlar.”‘Türkiye veto verir’
Gürdeniz ayrıca, Atlantic Council’in ‘Karadeniz’de NATO önderliğinde koalisyon’ önerisine de değinerek “‘Burada (Karadeniz) NATO gücü kuracağım dediğin anda Türkiye vetosunu patlatır” ifadelerini kullandı.ABD’nin ve NATO’nun Karadeniz’e girme hedefinin uzun soluklu bir plan olduğunu vurgulayan Gürdeniz öte yandan, kendisinin de bir dönem tutuklu bulunduğu Balyoz gibi kumpas davalarının amaçlarından birinin de bu olduğunu hatırlattı.
“Bölgede dengenin sağlanması Montrö’nün korunmasına hizmet eden bütün amiralleri bir gecede tutukladılar.”Gürdeniz ayrıca, Türkiye’nin jepoplitik çıkarlarını temsil eden bu adımların siyasi ilişkiler gereği geri alınmaması gerektiğini vurguladı.
‘Husiler intikam ateşiyle dolu bir grup’
Gürdeniz, İsrail’in Gazze’deki saldırılarını ve ABD ve İngiltere’ye ait savaş uçaklarının Avustralya, Bahreyn, Kanada ve Hollanda’nın da desteğiyle Yemen’de Husilerin kontrolündeki çeşitli bölgeleri bombalamasını da değerlendirdi. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarıyla ilgili “Orta çağda olmayanı naklen yayında görüyoruz. Hangi ırk olursa olsun, hangi ideoloji olursa olsun, ne olursa olsun. Savunmasız insanlar ikaz edilmeden öldürülüyor. Bunun Nagazaki ile Hiroşima’ya atılan nükleer bombalardan farkı yok” ifadelerini kullandı. “ABD’nin Husileri karşısına alması iyi olmadı” diyen Gürdeniz, “Çünkü 2015’ten beri devam eden iç savaşta orada onbinlerce çocuk öldü, bütün dünya sırtını döndü, kimse ilgilenmedi ve Husiler intikam ateşiyle dolu bir grup. Uluslararası deniz ticaretine kayıtsız şartsız hücum etmelerini tasvip etmiyorum ama İsrail'in devlet terörüyle kayıtsız şartsız sivilleri çocukları, kadınları öldürmesini dengeleyebilen şu ana kadar başka bir ulus da çıkmadı. Yemen olayı bütün dengeleri altüst etti” ifadelerini kullandı.‘ABD’ye boyun eğilirse emperyalist saldırıların ortağı olurlar’
Dünya genelinde sıcak çatışmaların ve jeopolitik hesaplaşmaların artışına dikkat çeken Gürdeniz, Türkiye’nin ise ‘enflasyon, ekonomik kriz gibi gerekçelerle ABD, İngiltere gibi güçlere boyun eğmemesi gerektiğini’ söyledi: “Eğer böyle bir hataya düşerlerse, emperyalizmin Gazze'de veya dünyanın diğer ezilen yerlerinde devam eden azgın saldırılarının ortağı olurlar. Montrö’ye de 4 elle sarılmamız lazım. Zamanında bugünleri düşünerek bu ikaz yapıldı diye ben dahil, bizi evlerimizden alıp yargıladılar. Türk kamuoyu, devletin gerek iktidar, gerek muhalefet her zaman Türk halkının çıkarlarını savunmasını beklemeli, emperyalizmle işbirliği yapmamalı ve bunun kontrolünü ve dengesini halkımız sağlamalı.”Gürdeniz’in röportajının tamamını izlemek için:
ÖZEL HABERLERİN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN