Zhi Wuyan
Rapora göre USTR, Çin menşeli gemiler ile bu gemileri kullanan taşımacılık şirketlerine yönelik tek seferlik 1 milyon dolarlık liman hizmet ücreti uygulamayı değerlendiriyor. Bu kapsamda, Çin gemilerinin ABD limanlarına girişinin ciddi şekilde maliyetli hale getirilmesi hedefleniyor.
Raporda, küresel deniz taşımacılığı sektörünün Çin’in gemi inşa sanayisine olan artan bağımlılığı, tekelleşme riski taşıdığı gerekçesiyle eleştirildi. Ayrıca Çin’in deniz taşımacılığındaki hızlı büyümesinin ABD’nin küresel ticaret pozisyonu üzerinde baskı yarattığı ve hem ekonomi hem de güvenlik açısından riskleri artırdığı ifade edildi.
Ancak söz konusu rapor, Çin’in gemi inşa sektörüne yönelik sübvansiyonların uluslararası rekabet kurallarına aykırı olduğuna dair somut bir kanıt sunmadı. Çin tarafı ise sektörün büyümesinin büyük ölçekli üretim sistemleri ve bilimsel inovasyon sayesinde gerçekleştiğini, küresel gemi inşa sanayisinin fiyatlarını belirlemediklerini vurguladı. Aksine, Çin’in katkısıyla üretim maliyetlerinin düştüğü ve bu durumun uluslararası taşımacılık şirketlerinin kârlılığını artırdığı ifade edildi.
Diğer yandan, Çin’in deniz taşımacılığı sektöründeki büyümesinin ABD ticaretine zarar verdiğine dair net bir etki bulunmadığı da belirtiliyor. Çin'de üretilen gemilerin daha düşük maliyetli ve kısa sürede teslim edilebilir olması sayesinde, bu gemileri satın alan ya da kiralayan ABD’li şirketler, filo kapasitelerini artırarak taşıma sürelerini kısaltmakta ve deniz yolu rotalarını daha etkin bir şekilde düzenlemektedir. Bu da taşınan ürünlerin ve sanayi ham maddelerinin fiyatlarını istikrarlı tutarak ABD ekonomisine katkı sağlamaktadır.
Ayrıca, son dönemde ABD’de yaşanan tedarik zinciri sorunları ve artan enflasyonun, Çin taşımacılığından değil, özellikle Trump döneminde uygulanan yüksek gümrük vergilerinden kaynaklandığı görüşü öne çıkmaktadır.
Analistlere göre, Washington yönetimi, Çin menşeli gemilere uygulanacak yüksek liman hizmet ücretleri sayesinde, uluslararası deniz taşımacılığı şirketlerinin bu gemilerden vazgeçerek ABD gibi diğer ülkelerin ürettiği gemilere yöneleceğini öngörüyor. Hatta ABD Ticaret Temsilciliği Ofisi (USTR), ABD menşeli kargoların yalnızca Amerikan gemileriyle taşınmasını sağlayacak düzenlemeleri bile gündeme almış durumda. Bu yaklaşım, Başkan Donald Trump’ın “MEGA” (Make Everything Great Again) vizyonunun önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Ancak gerçekçi bir değerlendirme, ABD’nin gemi inşa sektörünü kısa vadede yeniden canlandırmasının oldukça zor olduğunu gösteriyor. Son birkaç on yılda artan işçilik maliyetleri ve teknolojik altyapının güncellenmemesi, ABD gemi inşa sanayisini geri bırakmış durumda. Sektörün yeniden ayağa kalkması için kapsamlı yatırımların yanı sıra, yüksek nitelikli mühendisler, kalifiye iş gücü ve güçlü bir yan sanayi desteği gerekiyor.
Öyle ki, Çin’deki tüm tersanelerin üretimi bir anda dursa bile, ABD'nin bu açığı kapatarak kendi sektörünü 10 yıl içinde yeniden ayağa kaldırması gerçekçi görünmüyor. Üstelik ABD’nin rakipleri yalnızca Çin değil; Güney Kore, Japonya ve Türkiye gibi güçlü gemi üreticileri de pazarda söz sahibi. Dolayısıyla, uluslararası taşımacılık şirketleri Çin gemilerinden vazgeçse bile öncelikle bu ülkelerin ürünlerine yönelecek.
ABD’nin Çin gemilerine yönelik uygulamak istediği ek liman ücretleri, yalnızca kendi gemi sanayisine sınırlı bir katkı sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda küresel ticaretin maliyetlerini artırarak dünya genelinde, ABD dahil, enflasyon baskısını da ciddi ölçüde yükseltecek.
Öte yandan, yüksek ücretler nedeniyle ABD limanlarını tercih etmeyecek olan Çin gemileri farklı bölgelere yönelerek, gelişmekte olan ülkeler arasındaki ticaretin yoğunlaşmasına ve küresel ticaret sisteminin çeşitlenerek dengelenmesine katkı sağlayabilir.